
TÜRKÇE DERSİ 8. SINIF 1. DÖNEM 1. YAZILI SINAV YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI
(Sevgili Öğrenci / Okur / takipçi, yazılı sınava hazırlık gayesiyle hazırlanan bu soruları cevaplamak için https://kalbinkalemi.com/2026/10/ogretmenim-ben-size-yalan-soyledim.html linkini aç, metni oku ve soruları cevapla.)
8. SINIF TÜRKÇE YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI
BASİT DÜZEY SORULAR
1. (T.8.3.14. Metinle ilgili soruları cevaplar.)
Yazar, mesleğini (öğretmenliği) nasıl bir mahallede ve okulda yapmaktadır? Metne göre iki özellik yazınız.
2. (T.8.3.16. Metnin konusunu belirler.)
Bu metnin konusu nedir? Bir cümleyle ifade ediniz.
3. (T.8.3.14. Metinle ilgili soruları cevaplar.)
Yazarın sınıftaki öğrencileri kaynaştırmak ve onlara bir “sınıf olduklarını” hissettirmek için bulduğu çözüm nedir? Kısaca açıklayınız.
4. (T.8.3.5. Bağlamdan yararlanarak bilmediği kelimelerin anlamını tahmin eder.)
Metinde geçen “cepleri delik kabanlarla, su almış ayakkabılarla titreyerek gelirlerdi” cümlesinden hareketle, mahalledeki çocukların genel durumunu anlatan “cepleri delik” ifadesi hangi durumu (anlamı) kastetmektedir?
5. (T.8.3.11. Metindeki anlatım biçimlerini belirler.)
Metnin ilk paragrafında, doksanlı yılların sonlarındaki dünyanın durumu ve mahallenin fiziksel çevresi anlatılırken yazar daha çok hangi anlatım biçimini (öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı, tartışmacı) kullanmıştır?
ORTA DÜZEY SORULAR
6. (T.8.3.17. Metnin ana fikrini/ana duygusunu belirler.)
Metnin son bölümlerindeki olaydan (öğrencinin yazdığı nottan) yola çıkarak yazarın hissettiği “ana duygu”yu açıklayınız. Yazar neden “içi boşalırcasına” ağlamıştır?
7. (T.8.3.7. Metindeki söz sanatlarını tespit eder.)
“Benimse yüreğim kafese kapatılmış bir kuş gibiydi; uçmak isterken ürkekçe çırpınıyor, her adımda biraz daha daralıyordu.” cümlesinde hangi söz sanatı (edebi sanat) kullanılmıştır? Nedenini kısaca belirtiniz. (Not: Metinde öğretmenin hislerini mecazlaştıran benzer bir tasvirin ruhunu yansıtan bu cümleyi çözümleyiniz.) VEYA metinden doğrudan örnek: “Masanın etrafında diz dize oturan insanların fikirleri, sobanın borusuna dolanan sigara dumanı gibi birbirinden ayrışır…” cümlesindeki söz sanatını yazınız.
8. (T.8.3.9. Fiilimsilerin cümledeki işlevlerini kavrar.)
“Sınıfın kapısı dersin ortasında usulca tıkırdadı. İçeriye şehir dışından nakille gelen bir kız çocuğu girdi.”
Bu cümlelerdeki fiilimsiyi (eylemsiyi) bularak türünü yazınız.
9. (T.8.3.26. Metin türlerini ayırt eder.)
Yazarın kendi başından geçen, geçmişte yaşanmış gerçek ve iz bırakan bir olayı yıllar sonra kendi bakış açısıyla (ben diliyle) anlattığı bu metnin türü (anı, günlük, gezi yazısı, hikâye vb. arasından) nedir?
10. (T.8.4.15. Yazılarında uygun geçiş ve bağlantı ifadelerini kullanır.)
Yazar, mahallesinin durumunu anlatırken dünyanın vaat ettiği şeylerle mahallenin gerçeklerini karşılaştırmıştır. Sınıfa yeni gelen kız çocuğunu anlatırken “Babası sınır boylarında vazife yapan bir askerdi evet; lakin içine düştüğü borç batağından…” cümlesindeki “lakin” kelimesi yerine cümleye anlamca uygun hangi geçiş ve bağlantı ifadeleri getirilebilir? İki örnek yazınız.
ZOR DÜZEY SORULAR
11. (T.8.3.25. Okudukları ile ilgili çıkarımlarda bulunur.)
Yazarın; “İmtihanları mektep defteriyle değil, doğrudan hayatın ayazıyla başlamış çocuklardı bunlar.” sözüyle kastettiği derin anlam (çıkarım) nedir? Öğrencilerin akademik başarılarından çok ne ile mücadele ettiklerini vurgulamaktadır?
12. (T.8.3.34. Okuduklarında kullanılan düşünceyi geliştirme yollarını belirler.)
Yazar, okul müdürünü anlatırken “okul müdürümüz ise bütün bu hengâmenin ortasında, toprağın hafızasını terk etmemiş bir taşra bilgeliğiyle, maarifin en çetrefilli meselesini dahi köyünden getirdiği bir meselle çözmeye gayret ederdi” demektedir. Metinde öğretmenler odasındaki gergin/kısır tartışmalarla müdürün bu sakin ve yerel tavrı arasında yazarın düşünceyi geliştirmek için başvurduğu yöntem (tanımlama, karşılaştırma, tanık gösterme vb.) nedir?
13. (T.8.4.18. Cümlenin ögelerini ayırt eder.)
“Takvim yapraklarının vadettiği o parıltılı dünya, bizim sokağın başına vardığında yavaşlar.”
Bu cümleyi ögelerine (özne, yüklem, zarf tamlayıcısı vb.) ayırınız.
14. (T.8.3.25. Okudukları ile ilgili çıkarımlarda bulunur.)
Öğretmen, “Öğretmenim, ben size yalan söyledim…” notunu okuduktan sonra dünyadaki (milenyum vb.) o büyük tartışmaların “sahte ve beyhude” olduğunu neden düşünmüştür? Metnin bağlamından hareketle yorumlayınız.
15. (T.8.4.9. Yazılarında anlatım biçimlerini kullanır. / Yaratıcı Yazma)
Metnin son paragrafında yazar, “İstedim ki o sessiz çığlık, zamanın unutkan dehlizlerinde kaybolup gitmesin” diyerek bu anıyı neden yazdığını belirtmiştir. Siz de bu cümlenin ardından, o küçük kızın gelecekte (yetişkin olduğunda) öğretmenine yazabileceği 2-3 cümlelik kısa bir vefa/teşekkür notu kurgulayarak yazınız. Yazınızda öyküleyici anlatımdan faydalanınız.
CEVAP ANAHTARI
1. Cevap:
Yazar, İstanbul’un şatafatından uzak, cefa çeken bir kenar mahallede, denizin değil bacaların kurumunun görüldüğü, çocukların yoksulluk (“cepleri delik kabanlarla”) içinde yaşadığı bir okulda çalışmaktadır.
2. Cevap:
Bir öğretmenin yoksul ve dışlanmış bir sınıftaki çocuklara umut olması ve içlerinden bir kız öğrencisinin sessiz ve derin acısına (yazdığı nota) şahit olmasıdır. (Öğretmenlik mesleğinin dokunduğu hayatlar ve çocukların gizli acıları.)
3. Cevap:
Öğretmen kendi kısıtlı bütçesiyle futbol, basketbol ve voleybol topları almış; bunları eski bir sac dolaba kilitleyerek sınıfın en hareketli öğrencisine zimmetlemiş/emanet etmiştir. Böylece çocuklara birlikte oyun oynamayı, sorumluluğu ve takım olmayı (aidiyet hissini) öğretmiştir.
4. Cevap:
“Cepleri delik” ifadesi, parasızlığı, yokluğu, yoksulluğu ve çocukların kışın soğuktan korunacak maddi imkânlarının olmadığını (fakirliği) ifade etmektedir.
5. Cevap:
Betimleyici (Tasvir edici) anlatım. Yazar, mahallenin boyası dökük duvarlarını, çamurlu aralıklarını, sobanın dumanını tasvir ederek olayı okuyucunun zihninde resmetmiştir.
6. Cevap:
Ana duygu: Derin bir şefkat, hüzün, keder ve çocukların taşıdığı ağır yükler karşısında hissedilen acı/çaresizliktir. Yazar, çocuk yaştaki bir kızın geceleri silah sesleriyle, babasızlıkla ve büyük bir korkuyla baş başa kaldığını (çocuk omuzlarına binen enkazı) öğrendiği için içi boşalırcasına ağlamıştır.
7. Cevap:
“insanların fikirleri, sobanın borusuna dolanan sigara dumanı gibi birbirinden ayrışır” cümlesinde Benzetme (Teşbih) sanatı vardır. İnsanların fikirlerinin ayrışmasını, sigara dumanının dağılmasına (gibi edatıyla) benzetmiştir.
8. Cevap:
“gelen” kelimesi (gel-en) sıfat-fiildir (ortaç). (İsmi nitelediği için: gelen kız çocuğu).
9. Cevap:
Anı (Hatırat). Yazar, üzerinden yıllar (çeyrek asır) geçmiş olan, kendi başından geçen gerçek ve iz bırakan bir olayı hafızasına dayanarak birinci kişi ağzından kaleme almıştır.
10. Cevap:
“lakin” yerine ama, fakat, ancak, ne var ki ifadelerinden ikisi yazılabilir. Bunlar düşüncenin yönünü değiştiren geçiş ifadeleridir.
11. Cevap:
Öğrenciler okula gelirken asıl sınavlarını derslerde değil; yoksullukla, soğukla, hayatın zorlukları ve çaresizlikleriyle vermektedir. Yazar, çocukların akademik (not/defter) dertlerinden çok, hayatta kalma ve yoksullukla mücadele (hayatın ayazı) ettiklerine dair bir çıkarım yapmıştır.
12. Cevap:
Karşılaştırma. Öğretmenler odasındaki diğer öğretmenlerin siyasi ve keskin tartışmaları/ayrışmaları ile okul müdürünün taşra bilgeliği ve sakin (mesellerle sorun çözen) tavrı karşılaştırılarak anlatılmıştır.
13. Cevap:
Yavaşlar -> Yüklem
Yavaşlayan ne? -> Takvim yapraklarının vadettiği o parıltılı dünya -> Özne
Ne zaman yavaşlar? -> Bizim sokağın başına vardığında -> Zarf Tamlayıcısı (Zarf Tümleci)
14. Cevap:
İnsanlar (ve öğretmenler odasındakiler) yeni binyıl (milenyum), küreselleşme, siyaset gibi büyük ve süslü konuları tartışırken; burnumuzun dibinde, bir çocuğun dünyasında (evinde) silahlar patlamakta, açlık ve korku yaşanmaktadır. Öğretmen, yetişkinlerin tartışmalarının çocukların gerçek ve yakıcı acıları karşısında anlamsız (sahte) olduğunu fark etmiştir.
15. Cevap:
(Öğrencinin öyküleyici tarzda yazdığı her anlamlı cevap kabul edilir. Örnek Metin:)
“Yıllar sonra o eski mektebin bahçesine, artık büyümüş ve ayakları yere sağlam basan bir kadın olarak adım attım. Öğretmenler odasının kapısını çaldığımda, bana bir zamanlar sadece top oynatmayı değil, o korku dolu gecelerimde sığınacak bir umut olduğunu öğreten öğretmenimi karşımda buldum ve gözyaşlarımla ellerine sarıldım.”



