
Sendikacılığın Öğretmeni Erol Battal
Kimi insanlar sadece yaşar ve geçer; kimi insanlar ise adını, eserlerini ve duruşunu silinmez harflerle zamanın duvarına kazır. Erol Battal, ikinci gruptandır. Onu düşündüğümüzde akla gelen ilk cümle, kendi hayatını en yalın ve en derin şekilde özetlediği şu sözleridir:
İkisi de hayatıma anlam katan uğraşlardı. İkisini de zevk alarak yaptım. Tek biriyle değil, ikisiyle birden anılmak isterim: Öğretmen sendikacı Erol Battal.
Bir Duruşun ve Emeğin Adı
Erol Battal, sadece bir sınıfın duvarları arasında tebeşir tozu yutan bir öğretmen değildi. O, aynı zamanda sınıflardan sokaklara, hak mücadelesinden teşkilatın kuruluş yıllarının zorlu virajlarına kadar emeğin en ön saflarında yer alan bir öncüydü.
Eğitim-Bir-Sen’in büyüme ve gelişme yıllarında, yani teşkilatın boy attığı o bereketli dönemde omuzladığı yük ağır, inancı ise dairesinden hiç sapmayacak kadar düzgündü. Ciddi okumaları, olayları tahlil edişindeki keskin zekâsı ve her şeyden önemlisi insanı aziz bilen o merhametli yüreğiyle çevresindekilere sadece bir lider değil, bir okul oldu.
Kalemin ve Kavganın Beyefendisi
Sendikacılık denen o gürültülü ve yorucu mecrada, o hep zarafetiyle, sedasındaki vakur tonla ve kalbinin temizliğiyle temayüz etti. Kavgası kişisel değil, ilkeseldi. Dostluğun, kardeşliğin ve vefanın ne demek olduğunu hem söyleyen hem de yaşayan nadir adamlardandı.
Aramızdan ayrılışının üzerinden yıllar geçse de, onun hatırası hala akıllarda ve yüreklerde taptaze duruyor. Çünkü o, arkasında kırık kalpler değil; adını gururla anan binlerce öğrenci, yoldaş ve dava arkadaşı bıraktı.
Vefa ile Anıyoruz
Bayburt’un o toprağından kopup gelen bir Anadolu sevdalısı olarak başladığı hayat yürüyüşünü, binlerin kalbine dokunarak tamamlayan Erol Battal, bugün dahi sendikal ve eğitim mücadelesinin kutup yıldızlarından biridir.
Tek bir unvanla yetinmeyen, öğretmenliği ve sendikacılığı bir vicdan simgesi gibi taşıyan bu güzel insanı rahmetle, minnetle ve hasretle yâd ediyoruz. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
