DOĞRU MU, YANLIŞ
MI?
‘Peki, Ama
Kime Göre?’
Hayat, her
gün karşımıza yüzlerce seçim çıkarıyor. Bazen küçük şeyler… Mesela sıraya
kaynak yapan birini uyarmak ya da susmak. Bazen daha büyükleri… Bir arkadaşın
yaptığı hatayı görmezden gelmek mi, yoksa onu dürüstçe uyarmak mı? Bu
seçimlerde hep bir soru dönüp durur içimizde: “Şu an yaptığım şey doğru mu,
yoksa yanlış mı?”
İşte bu
soru, aslında bizi biz yapan en önemli sorulardan biri. Çünkü insan sadece
yiyip içip oyun oynayan bir canlı değildir; aynı zamanda düşünen, sorgulayan,
karar veren bir varlıktır. Ama işin zor tarafı şu ki: Her zaman “doğru”
dediğimiz şey, herkes için aynı olmayabilir.
Bazen
kalbimizin sesi bir şeyin doğru olduğunu söyler, ama kurallar başka bir şey
der. Bazen çevremizdekiler “yapmalısın” der ama içimizde bir ses “Dur, bu doğru
değil” diye fısıldar. O zaman ne yapacağız?
İşte tam
burada devreye toplumun ortak kararları girer. Kanunlar, okul kuralları,
gelenekler, görenekler, ahlaki değerler, dinî kurallar… Bunların hepsi,
insanlar arasında düzeni sağlamak için yüzyıllardır oluşturulmuş rehberler
gibidir. Bunlar bize sadece “şunu yap, bunu yapma” demez; aynı zamanda birlikte
yaşamanın inceliklerini öğretir.
Ama bir
yandan da, sadece başkalarının kararlarına göre yaşamak da bizi eksik bırakır.
Düşünmeyi, sorgulamayı, gerekirse yanlışlardan öğrenmeyi bilmeliyiz. Yani hem
aklımızı hem de kalbimizi kullanmalıyız. Çünkü bazen bir davranış hem doğru hem
yanlış olabilir; kimin hangi değerle baktığına göre değişir.
Öyleyse
belki de en doğrusu şudur: Kendi değerlerimizi toplumun değerleriyle
buluşturmak. Ne tamamen kendi bildiğimizden şaşmak, ne de sadece başkaları ne
derse onu yapmak. Bu dengeyi kurabilen insanlar hayatta sağlam adımlar atar.
Yanlış yaptığında pişman olur, ama öğrenir. Doğru yaptığında ise gurur duyar
ama kibirlenmez.
Sevgili
arkadaşım, hayat sana da çokça “doğru mu, yanlış mı?” sorusu soracak. Kimi
zaman cevabı kolay olacak, kimi zaman zor. Ama sen kendine şunu hatırlat: “Ben
düşünerek karar veriyorum. Hem kendime hem de başkalarına zarar vermeyecek
olanı seçmeye çalışıyorum.” İşte bu bile seni güçlü kılar.
Çünkü
aslında en büyük doğrular, vicdanınla barışık olanlardır.
